13.09.2026 23:34 | Güncelleme Tarihi: 13.09.2026 23:34
1983, Ocak ayında, Urfa Zirai Donatım Kurumu’na bilahare Bölge Müdürü yapılmak üzere müdür
yardımcısı olarak atandım.
Varan:1
Bir sabah, müdür yardımcısı olarak ve müdüre vekâleten çalıştığım dairenin, bütün servislerini
dolaştım. Çalışma arkadaşlarımla tek tek tanıştım, tokalaştım. Ambar mamuru bir arkadaşımın
masasına yanaşınca masanın ön sağ tarafına yapıştırılmış kırmızı renkli bir etiket gözüme ilişti.
Yakından bakınca etiketin üstünde aynen şunlar yazılıydı:
“İşbu masanın çekmecelerinde “Zata Mahsus” bir evrakın olmadığını beyan ederim”.
Altında, o masa görevlisinin adı, soyadı ve imzası vardı. Ambar memuruna sordum:
“Sen imza yetkili bir memur musun?” Hayır efendim dedi.
Ambar memurunun masasının çekmecesinde olsa olsa ‘Ambar Kayıt Defteri’ olur. Onun dışında
önemli bir resmi evrak zaten olamaz. Kim yapıştırdı bu etiketi buraya diye sorunca;
“Efendim, bu etiket birçok unvansız memur arkadaşlarımızın oturduğu masalarda var. 12 Eylül 1980
askeri darbesinden kısa bir süre sonra bize gelen bir talimatla bunları masalarımıza yapıştırdılar.”
Anladım dedim ve arkasından memura hitaben; “Yırt o etiketi ve çöpe at!” Memur bana hitaben,
”Yırtamam efendim” dedi. “Bölge Müdürünüz olarak ben emrediyorum, yırt bu gereksiz etiketi! Zaten
senin masanda zata mahsus herhangi bir evrak olamaz. Olsa olsa bu dairenin müdürü olarak ancak
benim masamda olur ‘Kişiye Özel’ bir evrak.” Ambar memuru arkadaşım korkup o etiketi yırtmaya
cesaret edemeyince ben uzandım masaya, etiketi söktüm, yırtarak çöp sepetine attım. Bu durumda olan
bütün masa görevlileri, bu etiketleri masalarından söksünler dedim. Memurlara cesaret geldi ve benim
dediğimi yaptılar. Masalarına, iki yıldan beri yapıştırılmış olan kırmızı renkli etiketleri bir bir sökerek
yırtıp çöp sepetine attılar. Herkes, bir süre biri birinin yüzüne şüphe ve tereddütle baktı. Sonra
şaşkınlıkları geçti. Normale döndüler. Yüzlerinde bir tebessüm ifadesi belirmeye başladı.
Şimdi olay şu:
Askeri bürokrasinin kalıplarıyla sivil bürokrasi yönetilemez. Vesayetle de hiçbir yere varılamaz.
Ancak bu ülkenin devlet idaresi, her on yılda bir yapılan askeri müdahalelerle sivil bürokrasi, askeri
bürokrasinin vesayeti altında yürümüştür veya yürütülmüştür.
Askeriyede, bir üstünüze sual soramazsınız, emre itaat şarttır. Verilen emirlerde mantık aranmaz. Her
iş, emir-komuta zinciriyle yürür. Ama sivil bürokraside verilen emirlerde mantık aranır. Eğer emir
yanlış veriliyorsa, yazılı emir istemek, bir alt kademede çalışan memurun hakkıdır. Verilen yazılı emir
uygulanır, ancak sonuçtan emri veren amir mesul olur, uygulayan değil.
Varan:2
Kısa bir süre sonra müdür yardımcısı olarak çalıştığım bu daireye bir müdür atandı. Adı: Ali, Soyadı:
Özkol, Baba adı: Mustafa. Memleketi: Manisa. Unvanı: Manisa TZDK’da Atölye Şefi. Tahsili:
Makine Teknikeri.